İçeriğe geç →

Bir İhtiyarın Aşkı

Serdar Akdeniz bize bu küçük ve tatlı hikayeyi yollamış, biz de yayınlamak istedik.

70 yaşlarında bir ihtiyar, parkın en ücra köşesindeki bankta, tek başına oturuyordu. Ellerinin titremesini zapt etmeye çalıştığı ve başarısız olduğu görünen yaşlı adamın yanına oturdum.  Kısa bir süre sessiz kalıp etrafın kargaşasını izlemeye koyulmuştum. İhtiyar ise yanına oturduğumun bile farkına varamayacak kadar düşünceliydi. Onca senenin bıraktıklarını ölçüyordu belki de. Hemen yanında bir demet kırmızı gül gözüme ilişti. Bir süre idrak edememiştim, neyin nesi diye. Sonra bugünün Sevgililer Günü olduğu aklıma geldi. Bu fikir yüzümde bir gülümsemeye neden olmuştu. Yaşlı adam ise düşünceli bir halde geçmişiyle yüzleşiyor gibiydi. Birbirine iki karenin bir fotoğrafta birleşmesi gibiydi, mutluluk ve hüzün. “Büyük bir aşk olmalı!” dedim.

Kelimelerim ona ulaşamadan kaybolup gitmiş gibiydi, hiçbir tesiri olmamışcasına derinlemesine daldığı geçmişinden sıyrılamamıştı. Sonra sözlerimi tekrarladım. İkincisinde tesirli olmuş olacak gibi, hafif bir irkilmenin ardından yüzünü bana çevirdi. “Efendim, genç adam?” dedi. Sesinde, büyük bir hüznün geride bıraktığı bir titreme vardı. “Çiçeklerin sahibi şanslıymış!” dedim. İhtiyar yanındaki çiçeklere döndü. Sanki varlığını bile unutmuştu. “Evet!” dedi gülümseyerek, “Çiçeklerin sahibi!” Bu kelime onu bir daha geçmişe götürmesine yetmiş de artmıştı. “İyi misiniz?” diye sordum. “Teşekkür ederim! İyiyim.” dedi. “Bir çiçek verecek sevdiğin var mı?” diye sordu:

-Var!
-O zaman şanslısın! Sevmek ve sevilmek çok değerlidir. Sevdiğine, sevdiğini göstermek daha da değerlidir.
-Haklısınız!

Anlayamadığım bir şeyler vardı. Nedenini bilmediğim, üzerinde büyük bir yük. Kaldırmaya kuvveti kalmamış gibiydi. “Sevdiğinin kıymetini bil evlat! Etrafına bakındığında birilerini göremediğinde, yanından gidenleri değil, kendini suçla. Hayat insana çok engel koyar, ama onları aşabilme kuvvetini de verir. Bir an durup düşünmesen, sonra hep düşünürsün. Zamanın seni beklemeye zamanı yok! “ Elinde tuttuğu demetten bir gül alarak kalan gülleri bana uzattı. “Ben, düşünmeden bir şey yaptım, şimdi ise hep düşünüyorum.” Yaşlı adam ayağa kalktı. “Bu çiçekleri sevdiğine ver! O asıl hediyeyi seni severek vermiş sana.” Bir süre uzaklaştıktan sonra gözlerim onu takip etti. Yanıma bir simitçi gelip “Taze simit ister misiniz?” diye sordu. Ben ise yaşlı adamı izliyordum. Yaşlı adam parkın arkasında duran bir mezara girmişti. “Tanır mısın o ihtiyarı?” diye sordu simitçi. Bir anda tüm ilgimi çekmişti. “Hayır! Tanımam.” dedim. “Çok eskiden eşini suçsuz olmasına rağmen öldürdü. Yıllarca hapiste yattı. Pişman olmadığı bir günü bile olmadı. Etrafındaki herkesi kaybetti. Akrabaları, çocukları bırakıp gitti. Her sene 14 Şubat’ta karısını ziyarete gidip bir demet gül bırakır mezarına.” Simitçi devam etmeden derin bir nefes aldı. “Siz tanıyorsunuz?” dedim. “Evet! Tanıyorum, çünkü o benim babam!” dedikten sonra kalktı ve uzaklaştı. Ben ise bir demet gül ile kalakalmıştım.

Kategori: Hikayeler

Yorumlar

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir